01.Tem.2009

Uzun soluklu bir yazi


Nerden baslasam nasil anlatsam diye dusundum durdum. Kafamda binbir turlu fikirler dondu durdu. Ya Bismillah deyip baslamaya karar verdim.

Oncelikle 26 Mayis 2009 Blogumun 2.Yilini kutladim. Ama zamansizliktan iki satir yazamadim.

Bende blogumun ikinci yasi icin hazirladigim karti yayimlamaya karar verdim.O gune has bir yazim olmadan. Belki blogum benim anlar onu ne kadar sevdigimi daha bir hisseder diye dusunerek.

Bu kartta parsomen kagidi ve ince karton kullandim.Parsomen kagidina cupcake ve mumu delerek isleyerek, tebesir kalemler ile boyadim.Yaziyi kabartma teknigi ile sablon kullanarak yazdim. Muthis keyifli bir ugras tek diyebilecegim bu.

Sonra gecikmeli de olsa Anneler gunu kartlarimi tamamladim.Sarı kızıma Ince renkli kart kartonlari uzerine Cuttlebug ile cicek motivini kabartma yaptim.Kabartmanin uzerine delikler acip bu deliklerden cicek ve kelebek dugmeleri kabartma dallara iliştirdim. Icine el yazimla not yazdim.

Annemin kartinda ise kapak kismini cuttlebug yardimi ile hediye paketi seklinde kestim.Bordo renkli kagittan cicekler kesip kalem yardimi ile cicek yapraklarini kivirdim bunlarida kapağa yapıştırdım.Ic kismini kabartma yapip uzerine anneler gunu icin yazilmis bir cocuk sarkisi ile renklendirip el yazim ile ozel bir not yazdim.

Birde kiz kardesim icin kitap ayiraci hazirladim. Kabartmali kalin gramajli kagidi giyotinle kesip,delik aleti ile puskul yerlestirdim.Cici ve sik bir ayarac hazirladim Sari Kizima.

El isi calismalarim bununlada calmadi kendime Scrapbook hazirlamaya basladim tamamlanir tamamlanmaz sizlerle detaylari ile birlikte paylasacagim.

Sonunda evimizin resimlerini cektik,evimizi satip Amstelveene yerlesmek istiyoruz. Banyomuz bitti ve gercekten cok guzel oldu. Birakmak biraz agir geliyor ama mutfagi dusununce beynimde koli hazirlamaya basliyorum.

Mutfakla ilgili kotu maceramin kokusu hala devam ediyor. Kiz kardesimin ziyarettinden sonraydi Mayis ayinda, bir haftasonu kalktimki mutfak lavobosu tikanmis gitmiyor esim bir gece once olayi fark etmesine ragmen pekte orali degil bende elimin hamuru ile actip lavobunun ustunde giderdeki kapagi icini temizleyip vidaladim tekrardan. Vidalamisim vidalamasinada gevsek vidalamisim lastik kayinca 1 ay boyunca ince ince sizdirmis. Ilk kez koku geldiginde arandik durduk bulamadik genel temizlik yaparken bir baktim ki posetteki sari temizlik bezleri sis tum dolabi bir dokmemle beynimden vurulmus gibi olmam bir oldu. Ucuz malzeme (sikistirilmis talas) suyu emmis dolap arka tarafindan ayrilmis. Simdi ne kadar cok silersem sileyim havalandirayim koku onliyici sureyim nafile o igrenc koku yapisti kaldi. Cok sevimsiz bir olay. Zaten mutfak mutfak degildi simdi daha da gozume batiyor. Ben tarcin kokulu icinde mutlu olacagim bir mutfak istiyorum.


Su aralar surekli mutfak geziyorum sanal olarak yanlis anlasilma olmasin.Internet bu anlamda gercekten guzel bir kaynak. Simdilerde ev alirsak mutfagimizi Almanyadan alma konusunda arastirma yapiyorum. Miele de cok cici mutfaklar buldum.Hemen katalog istedim. Siemense de bakiyorum.Pogen Pohl cok pahali olmasina ragmen kalite muaazam. Akliniza gelen kaliteli baska bir Alman markasi var ise yorumlarinizi beklerim.

12.May.2009

Üretime başladım



Sarı kuzum ve erkek kardeşim bana bu doğum günü hayatımda aldığım en ilginç en heyecan verici hediyeyi aldılar. Hayal bile edemezdim çok isterdim merak ederdim şimdilerde ona sardırdım. Scrapping. Bu anneler günü için kartlarımı Cuttlebug denilen alet ile herşeyi düşünerek planlıyarak yaptım. Artık en ufak bir kağıt parçası,parlak olduğu için ambalaj kağıdı,bulduğum değişik düğmeler dergilerden parlak sayfalar arajmanlarımda yerine alıyor. Çiçekler kurutuyorum sabunları rendeleyip küçük keselere koyuyorum.Hayatıma bir değişiklik geldi. Sarı kuzum çok bastırıyor son yaptığım kartı yayımlıyorum. Anneme gidecek kartı şimdi yayımlamıyacağım esprisi olsun :)
Ustalaştıkça daha değişik dizaynlar yapmak istiyorum.
En önemlisi artık kendime bir hobi alanı istiyorum.
İkea da gördük organize kutuları,raflar,çekmece içine konan ayıraçlı organizatörler,duvara asılan panolar üzerlerine yapışan minik sepetler vs vs...
Şimdilerde hayalim bu :)

05.May.2009

Bir Buluşma Hikayesi




Hikayemiz 09 Nisan 2009 Saatlerimiz 14.30 gösterirken başladı.Sarı kuzum ve yavrusu bagajları ve meşhur arabaları ile cümbür cemaat o kapıdan çıktıklarında başladı.
Bir sarı kuzu,1 baston araba,onu iten bir adet Bora, kurabiye,kitap oyuncak ıvır zıvır yemek vs bulunan bir çanta bir kuzunun çantası paşa açım dediği için Burger King'in yolunu tuttuk.
Yemekten sonra aynı grup trene bindik kendimizi Eindhoven'a attığımızda eşim bizi bekliyordu. Arabaya doluşup bağıra çağıra sohbet ederek eve vardık. Eşim çalışması gerektiği için bizi eve bırakıp ofise döndü. Bizim için bulunmaz fırsat. Yemek yiyip Borayı yatırdık ardından yıllar önce VHS kasede kaydettiğimiz şimdi DVD den aynı zevkle izlediğimiz Over Board güvertede filmini dvd ye yerleştirdik ben bir koltuğa sarı kuzum bir kolduğa kıvrıldık arada lafladık o yanımdaydı bundan daha büyük bir zevk daha olabilir mi :)

Ertesi gün Bora'nın uyumamıza izin verdiği süre boyunca uyuduk.Eşim işe giderken ki biz 'Goode Vrijdag' tatilinden yararlanarak kendimizi Maduradam a attık.10 Nisan dan itibaren Susam Sokağı ile ilgili bir salon açılacağını duyurmuşlardı.Baraya sözümüz vardı. Bora'nın ekolü Elmo'yu gördük sonradan öğrendiğimize göre çok şanslıymışız Elmo Cuma günü Edi büdü cumartesi minik kuş vs diğer günler değişmeli çıkıyormuş.Kendisine hediye olarak tickle me elmo almıştım ancak onunla yatmak istemesi pek hoş olmadı zira hem fazla yer kaplıyor ayrıca harekete duyarlı :) Susam sokağında Elmo peluş bebeği görünce hemen atladım. Didem'e dönüp anne bak artık kurabiye,elmo ve chucky dördümüz yatabileceğiz deyince gülmekten kırıldık.





Maduradam da feth edilerek eve gururla döndük. Edward akşam bahçeyi temizledi sandalye masa yerleştirdi Bora peşinden ayrılır mı hele hortum takılmış sulama yapılıyor.


Biz hemen Bora'yı yatırıp Lost'a oturduk.
Sabah kalkmışız bir yorgunluk var hepimizde eşim annesinin doğum gününe gidecek hediye işi tamam çiçek alınacak alışveriş merkezine yollandık. Woendsel winkel centrum.
Burada takılıp eve döndük.
Ertesi gün Paskalya önceden herşey hazırlanmış. Yumurta boyaları,sepet,kahvaltı için malzemeler....
Ve Paskalya Hollandaca Pas. Hemen kahvaltı soframızı kurduk eşim ve Bora'dan ilk itirazlar geldi biz resim çekmek isterken.


Ardından bahçede yumurta boyadık eşimin sakladığı yumurtaları bulan boraya Paskalya ile ilgili hediye kutumuzu verdik.
Eşim bizi daha sonra Eindhoven'da kurulan açıkhava sergisine götürdü.Bora eski çağlarda çocukların oynadığı oyunları oynadı hatta kendisi eşimin yardımı ile odun kırdı. Zırh kuşandı.


Ertesi gün yollara düzüldük Keukenhoft'u rotamız.
Yol boyunca Bora kokudan şikayet etti.Kendisine bunun gübre olduğunu gübrenin hayvan pisliği olduğunu açıkladık.Hayretler içinde kaldı.Renk cümbüşü o harika kokular içinde güzel neşeli bir gün geçirdik.Akşam benim alerjimin kaynağı olan kuş tüyü yorganı kaldırınca sabaha kadar açılmıştı ciğerlerim.


Landal Park'ta tuttuğumuz eve gitmek için yola çıktık.Öncelikle Arda'yı havalimanından almamız gerekiyordu ama maalesef yolumuz 1 saat 45 dakika fazla sürdü. Trafik kazası bizi o kadar süre yolda koydu.Hep beraber kısa bir Amsterdam turu yapıp Landal Park taki evimize gittik.

Bora Paşa tüm parkı keşfedip göl kenarındaki parkta top havuzunda oyalandı. Keyifli bir 3 gün geçirdi.Ertesi gün Burger's zoo ya gittik tüm gün dolaşmaktan perişan olduk.Hava son derece keyifli idi.
Perşembe tembeldik eşim bizi Leystad taki outlet center a götürdü alışveriş ile güzel bir gün geçirdik

Resimler Landal park,Leystad ve Cheese Farm Boerkaas dan.


Cuma eve dönüş yolunda bir peynir çiftliğine gidip peynirlerimizi aldık.Tadarak deneyerek aldılar. Keyfine vara vara.


Cumartesi sabah kalktık sanki gri geldi mevsim bana. Sarı kuzumun kokusu burnumda uğurladık İstanbul'a.

Not: resimler üzerinde sonunda yazı yazmayı başardım.Teşekkürler Delfina

18.Nis.2009

Rüya Bitti



Evet rüya bitti. Kız kardeşimi beş buçuk saat önce uçağına bindirdim. Oglusuyla İstanbul'a döndüler.Şimdi telefonu kapadım ve içimden 'rüya bitti haydi artık günlük hayata dön nane şekeri ' diye geçirdim. Bulaşıkları yıkadım ve bilgisayarımı açtım.
Benim için doping niyetineydi bu ziyaret.Haziran'da İstanbul ziyaretimi bir haftadan iki haftaya çıkardım. Erkek kardeşim nişanlanıyor heyecanımız büyük. Ayrıca doktor kontrollerim var birde onu güzel memleketimde gezdirmem gerektiğine karar verdiğimden eşiminde gelmesini istedim . Bu sefer Safranbolu yapmayı planlıyorum 2 güncük.Tomtom elimizde termoslar belimizde :)
Kızkardeşimle ben büyüdükçe daha da içiçe olduk kimi zaman o benim ablamdı :) kimi zaman en yakın sırdaşım kimi zaman suç ortağım. Onunla o kadar çok paylaşmışım ki düşünüyorumda sanırım gerçekten şanslı insanlardanım sevdiklerimle paylaşımlarımı düşündükçe.
Kardeşimle maceramızı en kısa zamanda resimler eşliğinde sunacağım.
Herkese iyi haftasonları

06.Nis.2009

Güneşi Kovalamak



Hollanda için hoş bir bahar sabahı başladı maceramız. Güneş o kasvetli griliği delip odamıza dolmuştu. Erkenden kalktık yolumuz çok uzun değil Hollanda küçük bir ülke,araba yolculuğu ile yorulmadan bir uçtan diğer bir uca rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
Rotamız Zeeland(Hollanda'da eyaletler var bu da onlardan biri) yer alan Middelburg.
Ama yolculuğumuzu ilginç kılan nokta Hollanda'yı su bamaktan koruyan bentleri gezecek olmamız.
1953 yılında Hollanda'da büyük bir su baskını olup 1835 kişi hayatını kaybetmiş,evler kullanılmaz hale gelince bazı bölgelerde hiç açılmamak üzere bazılarında ise su seviyesi yükseldiğinde kapatılmak üzere bu bentler inşa edilmiş. Tamamen kapanan bentler o bölgede ekolojiyi değiştirmiş.Deniz suyu yani tuzlu su artık tatlı su. Balıklar bile tatlı su balığı. Biz Neeltje Jans'ı ziyaret ettik. O zaman anladım ki insanlar kendilerini aşmak için ne kadar çabalıyorlar.İnşa edilmiş olan bent büyük bir fırtınada devreye girip fazla suyu dışarıda tutmak üzere dizayn edilmiş. Bu hale gelmesi yıllar sürmüş ama muazzam bir mimarisi var.
Bazı yerlerde bu bentlerin üzerine kurulmuş otoyollardan ulaşırken bazı yerlerde geçemesi 5 dakikayı bile bulmayan araba feribotlarını kullandık.
Middleburg'e giderken yolumuzun üzerinde Unesco tarafından dünya mirası kabul edilen yel değirmenleri bize eşlik etti.
Güneşi takip ettik Kuzey denize ulaştığımızda uçsuz bucaksız bir kumsalla karşı karşıyaydım. Nutkum tutuldu ilk 2002 de gördüm Kuzey denizini o da karanlık ve kasım ayıydı ama Mart ayında parlayan güneşin altında çok farklıydı Kuzey denizi.
Çocuklar kumdan kaleler inşa ediyor. rüzgar sörfü yapan gençler çılgınca bir oraya bir buraya sürüyorlardı sörflerini rengarenk uçurtmalar havada süzülüyordu.
Denizin o muhteşem kokusunu içime çektim. Evet ben denizi çok seviyorum.
Middleburg'e otelimize varınca ufak bir şehir turu yapmayı ihmal etmedik küçük turistik bir şehir Middleburg yaz aylarında kalabalık oluyormuş.Akşam yemeğini yemek ve güneşi seyretmek için deniz kenarındaki Vlissingen kasabasına gittik. İzmir'de Kordon yada Antalya sahilde yürüyor gibiydim. Neşelendim enerji doldum birden bire :) Bahar,güneş,deniz havası çarptı beni mutluluk sersemi oldum biranda :)
Akşamı Arjantin yemekleri yapan bir restoranda kapadık.
Ertesi gün Middelburg deki Botonik bahçesini gezdik ki tam bir fiyaskoydu.Botonik bahçesi denmesi hatalı benim evimdeki bitkiler ve bolca kuş vardı.
Eve döndüğümüzde sarhoşluğum geçmemiş olarak uzun zamandır uyumadığım kadar iyi uyudum.
Denizi seviyorum ben.

İzleyiciler

 

Nane Şekeri Copyright © 2008 Green Scrapbook Diary Designed by SimplyWP | Made free by Scrapbooking Software | Bloggerized by Ipiet Notez